RÜYALAR ŞEHRİ, AŞK, SOSYAL MEDYA: EMILY IN PARIS

Düşlerini gerçekleştirmek için erkenden uyananlar burada mı?🌟

Buradaysa da değilse de günaydın! 🧡

Bugün özellikle bu mecradaki arkadaşlarımın dikkatini çekeceğine emin olduğum çerezlik fakat yine de üzerine düşünülmesi gereken bir dizi önerisiyle geldim. Eleştiri de diyebiliriz aslında ama ne olursa olsun, izlenmeli diye düşünüyorum.

Dizimizin adı, yakın zamanda Netflix’te yayınlanmaya başlayan ve yoğun ilgi gören, adını hemen hemen hepinizin bildiği “Emily in Paris!”

Bu arada bu dizi, Sex and The City , Beverly Hills 90210 , Melrose Place gibi hit dizilerin yaratıcısı Darren Star’a ait. Fakat bu bilginin etkisiyle, çoook büyük bir beklenti ile izlemeyin diziyi. Yoksa hayal kırıklığına uğrarsınız.

IFLUENCER’IM VE BU UMRUMDA DEĞİL

Dizimiz Chicago’da yaşayan Emily’nin Paris maceraları etrafında dönüyor. Genç, güzel ve oldukça da hırslı bir kadın olan Emily, tamamen iş icabı Paris’e gitmek zorunda kalır. Saygın bir Fransız pazarlama şirketine Amerikan bakış açısını göstermekle görevlendirilen Emily, maceralarla ve kültür çatışmalarıyla dolu Paris’teki yeni hayatına uyum sağlamaya çalışırken bir anda sosyal medya fenomeni olur!

Dizinin aşk, moda, sosyete vs gibi detaylarına çok girmek istemiyorum. Zaten dizi Fransızlar tarafından baya bir eleştiri aldı ki haklı oldukları çok nokta var. Çünkü dizi bazı kısımlarda çok fazla ütopik anlar/olaylar sunmakla beraber ( tek kelime Fransızca konuşamasa da Paris’te çalışmaya gitmesi, şehre, mutfağına ve adamlarına aşık olması gibi) hem Paris’i aşırı övüyor hem de kültürü ve insanıyla baya bir dalga geçiyor. Buna diziyi izledikten sonra siz karar verirsiniz. 🙂

Ama benim dikkatimi çeken kısım, filmin sosyal medya boyutuydu. Yani düşük sayıda Instagram takipçisi olan ve sıradan bir beyaz yakalı olan Emily’nin, Paris’e gittiği andan itibaren paylaştığı her post ile yavaş yavaş bir “Influencer”a dönüşmesi… Benim dizide ilgimi çeken tek şey de buydu zaten.
Bahsettiğim şey Emily’nin Influencer olma serüveni değil sadece bu kavramın dizide geçmesi.

Çünkü dizi, Influencerlarla markaların nasıl iş birliği yaptığını, pazarlama stratejilerini, hangi stratejilerin başarı sağladığının bilgisini vermiyor. Keşke sadece bu bilgileri vermemekle kalsa! O kadar eksik, kendiyle çelişen ve yanlış bilgiler var ki!

GARİP BİR PAZARLAMA ANLAYIŞI

Mesela Emily, Chicago’daki şirketinde “sosyal medya pazarlaması” yapan biri. Yani bu alan ile bir tecrübesi var demek oluyor bu. Ama dizide kendi kişisel hesabının 50lerden binlere hatta yüzbinlere çıkmasını hiç umursamıyor.

Takipçi sayısının çok fazla arttığını gördüğü halde, deli gibi yağan likeları umursamaması, yorumları yanıtsız bırakması bence çok mantıksız. Fotoğraflarını rastgele yani bir içerik planlaması yapmadan, kimsenin umursamadığı hashtaglerle paylaşması ise ayrı bir ironi.

Dizide bir de Emily’nin katıldığı bir Influencer etkinliği vardı. Ki böyle bir etkinliğine, sosyal medya hesabında; tamamen rastgele, konusu, hashtagi olmayan içerikler paylaşan birini böyle bir etkiliğe çağırmak sizce de mantıksız değil mi?

Toparlamak gerekirse, dizi tüm çelişkilerine ve aldığı eleştirilere rağmen sizi hipnotize ediyor ve bir şekilde sonuna kadar izliyorsunuz. Belki sosyal medya ile bu kadar iç içe olmasam, tam bir “Amerika Rüyası” gibi görür, hayallere dalarak izlerdim diziyi. Ama dediğim gibi işin içinde olunca biraz mantığım devreye girdi 🙂 Yine de, başta söylediğim gibi, “Sosyal medya, Influencer marketing” gibi konuların dizilerde yer aldığını görmek sevindirici. Fakat umarım bu konuları daha gerçekçi, merak uyandıran ve hatta yeni stratejiler konusunda fikir verebilen yapımlar yapılır da, ütopik hayaller kuran niteliksiz Influencerlar daha da çoğalmaz.

Sevgilerimle!
Sizi seviyorum!

More from tastimcemberimden

AYNADA GÖRDÜĞÜM KİŞİYİ SEVEBİLMEK İÇİN

Selam! Uzun zamandır ufak bir ara vermiştim buradaki dünyaya. Bir nevi dijital...
Read More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

fifteen − 6 =