BELKİ DE BİRAZ SOĞUMASI LAZIM

Merhaba✨

Uzun zaman oldu yazmayalı. Yazmayı kanayan ruhuna ilaç sayan biri için bu intihar demek. Ama ben ölmek istemiyorum…

Bilirsiniz, bazen hayatımızı sabote eden şeyler yaşayabiliyor ve rutin akışımıza istemsizce mola verebiliyoruz. Kader ya da şanssızlık, ne dersiniz bilmiyorum ama irademiz dışında gelişen olaylara bütünüyle engel olmak mümkün değil. Bunu gördüm… Fakat, bu sabote edilişin ardından oluşan ruh halini zor da olsa zaman da alsa toparlamak mümkün. Bunu da gördüm. Ama önce olan bitenin soğuması lazım…

Ne oldu?

Son zamanlarda o kadar dağıldım ki… Blogtan, tezden, işten, kitaplardan ve en önemlisi kendimden uzaklaştım. Oysaki daha iki ay önce doğum günümde ne kadar iyi şeyler dilemiştim. Ama zaten hep böyle olmaz mı?

Yaşadığımız süre boyunca milyon kere, hayatımızı temize çekmeye çalışıyoruz. Ama süresi dolunca, yine bir şekilde dağılıp bozuluyor.

Düzene soktuğumuzu sandığımız ilişkiler ve konuşmalar, yine bir şekilde kördüğüm oluyor.

Hayatımızı, “Kalbimizin mi yoksa mantığımızın mı” üzerinde sabit kılmak kolay?

Bunun cevabını hiçbir zaman veremiyoruz. Karma karışığız çünkü…

Arkadaşlıkta ve aşkta, “Buna değer mi?”sorusunu sormaktan ne mantığımızı yenebiliyoruz ne de kendimizi kandırmaktan alıkoyabiliyoruz.  Ama her iki türlü de kendimizi ortaya koyamamak yani bir ilişkide kendimizi konumlandıramamak… Belirsizliğin içinde kaybolmak. Ve bu belirsizliğin yarattığı körlükte, erteleyip geciktirdiğimiz ya da üzerinden atlayıp geçtiğimiz ne varsa hepsi bizi bambaşka bir insan yapıyor. Tatsız tuzsuz bir yemek gibi geçiyor günlerimiz sonra. Bir süre, çekmecenin dibinde unutulmuş tahta kaşık gibi hissediyoruz. Üzerine not alınmak için kullanılıp sonrasında kuytu köşede unutulan eski bir telefon faturası gibi…

Ama…

Geçiyor, acının da zamanı var çünkü.

Uzun süre bulanık sularda yüzmek hiçbir koşulda mantıklı değil. Ki zaten bizi bizden uzaklaştırıp, kendine de yaklaştırmayan yani aslında hep eşikte bırakan hiçbir dostluğun ya da aşkın mantığı/vicdanı yok bence.

Biliyoruz, yaşama arsızıyız ve hepimizin hayatı bir şekilde birbirine bağlı.  Evet, dokunmak zorundayız birbirimize. Bu da doğru. Ama çok kaptırmadan ya da arada bir de olsa bir halı gibi silkeleyebilmeliyiz kendimizi.

Başka türlü zor. Çok zor.

Şimdi üzerimdeki ölü toprağını yavaş yavaş atmaya çalışıyorum. Hemen geçmeyecek biliyorum. Bir süre daha gündüzler kolay, geceler zor olacak. Ama azalarak bitecek. Gördüm, yaşadım, biliyorum.

O yüzden, bu süreçte yine bana hep en iyi gelen şeyi yapacağım. Yine keşfedeceğim, okuyacağım ve yazacağım. Burada olun olur mu?

İnsan kalbini güzel şeylerin olacağına ikna edebilmeli.  En büyük uğraşım bu… Hep bu!

Sizi çok seviyorum!

Tags from the story
, , ,
More from tastimcemberimden

İLK ADIM ÖNEMLİ… MESELA, HER ŞEYİN BAŞI BLOG!

Günaydın! 💫 Kahvaltının mutlulukla, mutluluğun ise “sevmekle” bir ilgisi var. Ailemizi, okulumuzu,...
Read More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

20 − nine =