Nerden Geldik Buraya ?

Merhaba sevgili okuyucu !

Kendini durmadan yenileyen, asla zamanın gerisinde kalmayan bir metropolde yaşıyorsanız oldukça şanslısınız. Üstelik bu metropol, gelişip büyümesine rağmen, insanlık tarihindeki tüm yenilgileri ve zaferleri, üzerini örtmek yerine, uygun zamanı kollayıp her defasında yeniden açıp hatırlatıyorsa ve hatta geçmişinden beslenerek yol alıyorsa daha da şanslısınız. Çünkü o zaman, bu günlere nasıl gelindiğini, nasıl kazanıldığını ya da neden kaybedildiğini öğrenip, kendinize olanlardan ders çıkarabiliyorsunuz. Bunun en güzel örneği, İstanbul’un önemli sergi mekanlarından olan SALT Galata Sanat Galerisi’ndeki  “Nerden Geldik Buraya” adlı sergi…

Sergi, 12 Eylül 1980 darbesinden sonra ortaya çıkan toplumsal hareketler ve popüler kültür öğeleriyle Türkiye’nin yakın geçmişini irdeliyor. Malum o yıllarda demokrasinin bize bol geldiği ilan edilip devletin yönetimine el koyulmuştu. En acısı da işkence ve idamlarla memleketin huzur bulacağına inanan zihniyetin, apolotik ve asla sorgulamayan bir gençlik yaratmak için hazırladığı politikalarının piyasaya sürülmesiydi.  Bir ucu fikirlere ve hayallere saplanan darbenin diğer keskin ucu ise gencecik insanları fiziken öldürüyordu. İşte “Nerden Geldik Buraya” sergisi; siyaset, ekonomi, kültür ve sanat dünyasının, sivil toplumun dinamiklerinden kopartılıp emir zincirine nasıl zorla eklenmeye çalışıldığını gözler önüne seriyor. Yaşanan tüm o utanç yıllarını daha anlaşılır kılabilmek için de gazete, dergi ve televizyonu bir arada kullanıyor. Salonunda attığınız  bir adımla oturma eylemlerine tanık olurken diğer adımınızla  faili meçhul cinayetle öldürülen birinin cenaze törenine katılıyorsunuz. Bir üst kata çıkarken,  oturma eylemine karışıp sonrasında ise hapishanelerde siyah kıyafet giymeye zorlanan ve görüş günlerine kısıtlamalar getirilen kadınların fotoğraflarına ” pes! ” diyerek şaşkın gözlerle bakıyorsunuz.  Sonra duvarlara yansıtılan ekranlarda zamanının milli gururu olarak görülen ve Eurovision’da  Ajda Pekkan’ın söylediği “Petrol” şarkısının videosunu görüyor, biraz ilerisinde ise salonun orta yerine kurulan minik sinemada Anayurt Oteli’ni izleyebiliyorsunuz.

Aziz Nesin öncülüğünde binden fazla aydının imzaladığı “Aydınlar Dilekçesi” ve dönemin yasal kısıtlamalarına ve anayasal ihlallerine karşı demokratik yurttaşlık bilincinin gelişmesi için İştar Gözaydın tarafından kaleme alınıp Sokak dergisinde yayınlanan ” Haklarınızı bilin” yazı dizisini de mutlaka okuyun.  Ve ” üniversite oyunu” nu da oynayın.  Bakalım, o yılın koşullarıyla siz bitirebilecek misiniz üniversiteyi ?

Bilenler bilir zaten, etkisi hala devam eden o filmin üzerinden 35 yıl geçmesine rağmen üzerine söylenecek çok fazla şey var. Salt Galata bunu gerek dönemin reklamlarıyla, filmleriyle, müzikleriyle ve gerekse gazetesiyle taze tutmayı başarıyor. Ve içerde görüp şahit olduğunuz herşey ( her biri belge niteliğinde)  serginin adına birer cevap oluyor adeta.  Bu ve daha birçok sebepten dolayı  ısrarla tavsiyedir,  29 Kasım’a kadar görülebilecek bu sergiyi mutlaka ziyaret edin.

More from tastimcemberimden

Ah! Kimselerin vakti yok.

Selamlar olsun ! Döneli bir hafta oldu bile Karadeniz’den. Aslında bir süre...
Read More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

fourteen − 4 =