Korkularımız Bize Yenik Düşsün!

Selam👋🏻

Umarım keyifler yerindedir. Değilse bile yaşanması gereken duygularını ertelemeden amaaaa çok da uzatmadan yaşayalım, olur mu? 🧡

Bugün biraz konfor alanları üzerine konuşmak istiyorum.

Sürekli söyleniyor “konfor alanından çıkman lazım” diye. Ama neden çıkamıyoruz?

Çünkü konfor alanı dediğimiz şey bir odadan diğerine geçmek kadar kolay bir eylem değil. Aşamaları var, tıpkı şu şemada olduğu gibi. Zaten o aşamalardan dolayı genelde başarısız oluyoruz. Yani beceriksiz olduğumu görmek istemiyoruz ya da risk almaktan korkuyoruz. Ama şunu bilmemiz lazım; konfor alanından uzaklaşınca paniklemek, korkmak, geri dönmeyi istemek normaldir. Çünkü ağrılar, kaygılar… Tüm bunlar gelişimin bir parçası.
Ama ne kadar korkutucu gelse de, gelişimimiz için hiçbir bölümü atlamadan devam etmemiz gerekiyor.

Sonrasında tıpkı bu şemada gördüğünüz gibi, korkular, kaygılar yerini “yeni hedeflerin heyecanına” bırakacak. Bunu biraz geç öğrenmiş biri olarak söylüyorum.

Böyle karmaşık ve enformasyon yığının çok fazla olduğu bir dünyada en zor şey “neyi istediğimizi bulmak. Çünkü dijital dünya hayatımızın artık çok daha fazla büyük bir kısmını oluşturuyor.

Ve bizler bu “dijital dünyanın bir nevi yetim çocuklarıyız. “

Yani rehberimiz yok. Bu yüzden kendi rehberimiz olmayı öğrenmeli ve ilk etapta “hedefimizi/yaşam amacımızı” bulmamız gerekiyor.

Sonrasında içinde bulunduğumuz koşullara bakmalı, ve hangisinin bizim için bir konfor alanına dönüştüğünü gözlemlemeliyiz.

Rota belirle!

Konfor alanını netleştirdikten sonra da “bir yol haritası” hazırlamalı ve o alandan adım adım uzaklaşmalıyız.

Tıpkı şemadaki aşamalardan geçeceğimizi göz önünde bulundurmalı ve kararlılığımızı korumalıyız.

Bir süre sonra işimizin/amacımızın “akışına kapılmayı” başardığımızda ilk etapta gözümüzü korkutan tüm o aşamaları hızlı bir şekilde fark edeceğiz. Ve sonrasında da hem başarımızın tadını çıkaracak hem de yeni hedeflerin heyecanını hissedeceğiz. 💎

Sizi, istediğiniz bir hedefi gerçekleştirmekten alıkoyan şey her ne ise lütfen bunun göründüğü kadar zor olmadığını bilin. Ve korkarak da olsa bugün bir adım atın. Umarım bunu gerçekten yaparsınız. Vee bunu benimle de paylaşırsınız.

Harika bir gün geçirmenizi diliyorum ve sizi çok seviyorum🧡

Yazar

fatmaadmis@gmail.com
Selam, ben Fatma, Halkla İlişkiler ve Reklam bölümü doktora öğrencisiyim. Aynı zamanda kreatif bir tasarım ajansında Dijital PR Danışmanı ve İçerik Üretici olarak çalışıyorum. Blog dünyasındaki 9.yılım. Hep şuna inandım. Hepimiz dünyaya geldiğimizde aslında bir çemberin içine doğuyoruz. Ve büyüyüp yaş aldıkça, bir şeyleri anlamlandırmaya başlayınca o çemberin içinden dışarı taşmaya çalışıyoruz. Tabi bunu yaparken çeşitli zorluklarla karşılaşıyor, bazı yokuşlardan yukarı tırmanmaya çalışıyoruz. O esnada bazı insanlar zorlandığımızı görünce "gel, bir de bu yolu dene." diyorlar. Halbuki gösterdikleri yol onların yolu, bizim değil. O yüzden diyorum ki yokuşlarımız yalnızca bizi alakadar eder. Çünkü çemberimizden ancak bu şekilde taşabiliriz. Burada bana ilham veren kişilerin öykülerini, okuduğum kitapları, izlediğim film ya da belgeselleri yani beni çemberimden taşıran şeyleri paylaşıyorum. Eğer sen de ilhamını bulmak ve çemberinden dışarı taşmak istiyorsan bu öğrenme yolculuğunda bana eşlik edebilirsin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir