YAŞAMA ARSIZLIĞI DİYE BİR ŞEY VAR!

Selam!

Yaşama arsızlığı diye bir şey var. Ve bu bende misliyle😋  

Peki şikayetçi miyim? Tabi ki değilim. Çünkü, hayalini kurduğum telaşın, koşuşturmanın ve hayatın tam ortasındayım.  Ve bu telaş beni fiziksel olarak yorsa bile, her geçen gün potansiyelimi keşfettiğim için hiç şikayet etmiyorum.💁🏻‍♀️ Yani aslında “ Vay be, şu yapılırken bu da oluyormuş” dedikçe daha güçlü hissediyorum. Ve en önemlisi hayatın, ilgi duyduğum hiç bir anını kaçırmıyorum. Ve bu beni o kadar mutlu ediyor ki ! 

✨ Aynı anda birden fazla iş olunca, sorumluluklar artıp yükler ağır gelince dram yaratmaya bayılıyoruz ya, işte şuan tam olarak bundan sıyrılmaya çalışıyorum ve eh biraz da hallediyorum gibi 😋  

Yani bir yandan devam eden yüksek lisansım ve bunun tez kısmı için okuduğum kitaplar, okurken etkilenip yazdığım yazılar, ajanstayken düşünüp ortaya çıkardığımız fikirler, eve gelince o yorgunluğa rağmen yaptığım yemek… Her birinden ayrı bir tat alıyorum! 

TOZ PEMBE DEĞİL HER ŞEY!

Şu yazdıklarımdan sakın TOZ PEMBE bir hayatım olduğunu sanmayın. Benim de hayatımı sabote eden anlar ve kişiler oluyor. Motivasyonum diplere vuruyor. Ama yine deee… Böyle anlarda olanların düzelmesi için sihirli çubuğuyla bir perinin hayatıma dokunmasını bekleyip, bunalımlara girmiyorum. Tek yaptığım şey, gereksiz duyguların izdihamından kaçmak ve bir çocuk gibi çoğu şeyi en yalın haliyle düşünmek. ✨Bilirsiniz, çocuklar bir şeye üzülüp ağlasa da, başka güzel bir şey olduğunda hemen o tarafa yönelir ve o şeyle mutlu olmayı bilir. İşte tam olarak bunu yapıyorum. Kalbimi güzel şeylere ikna etmeyi seviyorum.💫

Sevgiler💛

Yazar

fatmaadmis@gmail.com
Selam, ben Fatma, Halkla İlişkiler ve Reklam bölümü doktora öğrencisiyim. Aynı zamanda kreatif bir tasarım ajansında Dijital PR Danışmanı ve İçerik Üretici olarak çalışıyorum. Blog dünyasındaki 9.yılım. Hep şuna inandım. Hepimiz dünyaya geldiğimizde aslında bir çemberin içine doğuyoruz. Ve büyüyüp yaş aldıkça, bir şeyleri anlamlandırmaya başlayınca o çemberin içinden dışarı taşmaya çalışıyoruz. Tabi bunu yaparken çeşitli zorluklarla karşılaşıyor, bazı yokuşlardan yukarı tırmanmaya çalışıyoruz. O esnada bazı insanlar zorlandığımızı görünce "gel, bir de bu yolu dene." diyorlar. Halbuki gösterdikleri yol onların yolu, bizim değil. O yüzden diyorum ki yokuşlarımız yalnızca bizi alakadar eder. Çünkü çemberimizden ancak bu şekilde taşabiliriz. Burada bana ilham veren kişilerin öykülerini, okuduğum kitapları, izlediğim film ya da belgeselleri yani beni çemberimden taşıran şeyleri paylaşıyorum. Eğer sen de ilhamını bulmak ve çemberinden dışarı taşmak istiyorsan bu öğrenme yolculuğunda bana eşlik edebilirsin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DAMIZLIK KIZIN ÖYKÜSÜ

25 Kasım 2018