PAZARTESİ İLHAMI: BÖL, PARÇALA, BAŞLA

Günaydın☕️

Yeni haftaya çooook erken bir saatte başladım. Önce doktora için belirlediğim listeden bir kitaba çalıştım. Uzun notlar çıkardım. Sonrasında kahvaltı ve şimdi de buradayım.

Haftaya güzel bir başlangıç olması açısından son zamanlarda uyguladığım ve bende işe yarayan bir çalışma yönteminden bahsetmek istiyorum:

“Böl, parçalara ayır ve başla” 🚀

Eskiden yapmam gerekenleri listelediğimde, işlerin tamamını bitiremediğim ve çok az iş yaptığım için kendime çok kızardım. Çünkü bazı işler her ne kadar listede 2 kelime olarak görünse de yapmaya başladığında çok fazla vakit alıyordu.

Ben de bunu uzun uzun düşündüm ve araştırdım. Sonrasında böl, parçalara ayır ve başla” isimli bir yöntem buldum. Yani check list oluştururken “yapmam gereken en zor işi en üste yazıyorum ve onu bölümlere ayırıyorum.

Örneğin bu bir kampanya ise;

1.Hedef kitlenin tanımlanması ve analiz edilmesi
2. Reklam amaçlarının belirlenmesi
3. Reklam platformunun yaratılması

… gibi bölümlere ayırıyorum ve onları aşama aşama halletmek için numaralandırıyorum. Ardından yavaş yavaş uygulamaya koyuyorum. Böylece hem işler netlik kazanıyor hem de bunları teker teker uygulamaya başlamak beni sonuca daha çabuk ulaştırıyor.

Bir de sevmediğimiz bir işe karşı “bu iş için şu an modumda değilim.” ya da “hazır olunca başlarım.” gibi duyguya kapılabiliyoruz. Halbuki “doğru an ya da doğru zaman” diye bir şey yok. Bu sadece vakit kaybettirir bize.
Böyle zamanlarda aklıma Seth Godin’in şu sözü geliyor hep; “ Bir şeye başlayıp başarısız olmaktan daha kötü tek şey hiç başlamamaktır.”

Ve madem bu gün yeni bir haftanın ilk günü o halde “yeni bir şey denemek için de iyi bir fırsat.

Bugün en çok kaçtığınız işi netleştirin.
Onu küçük parçalara ayırın
Sonra yavaş yavaş başlayın.
Her adımın sonunda kocaman renkli tikler atın.

Bittiğinde de bana teşekkür edin🧡

Yazar

fatmaadmis@gmail.com
Selam, ben Fatma, Halkla İlişkiler ve Reklam bölümü doktora öğrencisiyim. Aynı zamanda kreatif bir tasarım ajansında Dijital PR Danışmanı ve İçerik Üretici olarak çalışıyorum. Blog dünyasındaki 9.yılım. Hep şuna inandım. Hepimiz dünyaya geldiğimizde aslında bir çemberin içine doğuyoruz. Ve büyüyüp yaş aldıkça, bir şeyleri anlamlandırmaya başlayınca o çemberin içinden dışarı taşmaya çalışıyoruz. Tabi bunu yaparken çeşitli zorluklarla karşılaşıyor, bazı yokuşlardan yukarı tırmanmaya çalışıyoruz. O esnada bazı insanlar zorlandığımızı görünce "gel, bir de bu yolu dene." diyorlar. Halbuki gösterdikleri yol onların yolu, bizim değil. O yüzden diyorum ki yokuşlarımız yalnızca bizi alakadar eder. Çünkü çemberimizden ancak bu şekilde taşabiliriz. Burada bana ilham veren kişilerin öykülerini, okuduğum kitapları, izlediğim film ya da belgeselleri yani beni çemberimden taşıran şeyleri paylaşıyorum. Eğer sen de ilhamını bulmak ve çemberinden dışarı taşmak istiyorsan bu öğrenme yolculuğunda bana eşlik edebilirsin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir