JOSE SARAMAGO: BİLİNMEYEN ADANIN ÖYKÜSÜ

Günaydın🤍

Uzun bir zamanın ardından güne edebi bir kitapla başladım. Çünkü bir süredir doktora ve ajanstan dolayı ya akademik ya da sektörel okumalar yapıyorum. Ama o kadar özlemişim ki öykü odaklı metin okumayı!

Neyse, uzatmadan kitaba geçmek istiyorum hızlıca. O kadar ince bir kitap ki bir saatte bitti. Yine de çok sevdim, zaten Saramago’nun pek çok kitabını okumuş biri olarak onun dilini, nokta koymadan devam ettiği cümlelerini, kurguladığı distopyaları ve her defasında bu aydınlık görünen şey aslında karanlıkmış, gerçek anlamda görmemek görebilmenin bir başka yoluymuş gibi aydınlanma anlarını çook seviyorum.

E peki ne anlatıyor bu kitap?

Daha önce kimsenin keşfetmenin bilmediği bir adaya gitmek isteyen ve adayı bulmak için yollara düşen bir adamın öyküsünü görüyoruz. Herkesten “Keşfedilmemiş ada kalmadı ki” cevabını aldığı halde yola düşen bir adamın öyküsüdür.

Aslında diğer kitaplarında olduğu gibi okuyucusunu; toplumsal yapılar, normlara meydan okuma ve alternatif yaşam tarzları gibi konular üzerine düşünmeye yönlendiriyor. Yani Saramago eleştirel yaklaşımla okuyuculara toplumun işleyişi, iktidarın doğası ve bireysel özgürlük konularında yeni bir perspektif sunuyor.

ADA METAFORU

Ada aslında bir metafordur. Şöyle ki;

Bence ilk aşamada ada bireysel özgürlüğü veya bağımsızlığı temsil ediyor. Ana karakter, adanın bilinmeyen olduğunu iddia ederek, kendini sınırlayan toplumsal kurallara karşı çıkar ve kendi gerçekliğini yaratıyor.

İkinci aşamada ise ada toplumsal veya politik bir metafor da olabilir. Yani karakterin arayıp durduğu o da ada, alternatif bir gerçeklik veya kendine uyan bir sistem arayışını da temsil ediyor.

Ya da psikolojik bir metafordur ve karakterin bilinçaltının aynasıdır. Belki de ulaşmak istediği arzulardır o ada.

Bu yorumlama tabi ki kişiye göre değişebilir. Benim için Saramago’yu özel kılan da aslında tam olarak bana bu “beyin fırtınasını” yaptırmasıdır.

Neyse toparlayayım, kitapta en sevdiğim cümle şuydu:

“ Bilmiyor musun ki, kendinden dışarı çıkıp kendine bakmadıkça kim olduğunu asla bilemezsin.”

• Eğer distopya seviyorsanız ya da bence listenize mutlaka almalısınız. Ve eğer benim gibi metin yazarlığı yapıyor ya da genel olarak yazı yazmak ile ilgileniyorsanız Saramago’nun metinlerini (diyalogları bile alt satıra atmaması, noktasız cümleler kurması gibi özelliklerinden dolayı) tavsiye ederim. Çünkü resmen beyin jimnastiği yaptırıyor.

Umarım keyifli bir okuma olmuştur. Kitabı okursanız bana yazın mutlaka!

Sizi seviyorum, görüşmek üzere!

Yazar

fatmaadmis@gmail.com
Selam, ben Fatma, Halkla İlişkiler ve Reklam bölümü doktora öğrencisiyim. Aynı zamanda kreatif bir tasarım ajansında Dijital PR Danışmanı ve İçerik Üretici olarak çalışıyorum. Blog dünyasındaki 9.yılım. Hep şuna inandım. Hepimiz dünyaya geldiğimizde aslında bir çemberin içine doğuyoruz. Ve büyüyüp yaş aldıkça, bir şeyleri anlamlandırmaya başlayınca o çemberin içinden dışarı taşmaya çalışıyoruz. Tabi bunu yaparken çeşitli zorluklarla karşılaşıyor, bazı yokuşlardan yukarı tırmanmaya çalışıyoruz. O esnada bazı insanlar zorlandığımızı görünce "gel, bir de bu yolu dene." diyorlar. Halbuki gösterdikleri yol onların yolu, bizim değil. O yüzden diyorum ki yokuşlarımız yalnızca bizi alakadar eder. Çünkü çemberimizden ancak bu şekilde taşabiliriz. Burada bana ilham veren kişilerin öykülerini, okuduğum kitapları, izlediğim film ya da belgeselleri yani beni çemberimden taşıran şeyleri paylaşıyorum. Eğer sen de ilhamını bulmak ve çemberinden dışarı taşmak istiyorsan bu öğrenme yolculuğunda bana eşlik edebilirsin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir