BİR ŞEYİ NASIL “RUTİN”E DÖNÜŞTÜRÜRÜZ?

Selamlar,

Umarım harika bir gün geçiriyorsunuzdur.

Hadi bugün rutinler hakkında konuşalım. Instagramdan beni takip edenler zaten biliyor, uzun yıllardır hayatımı adeta bir ajanda kafasıyla planlamaya çalışan biriyim. Çünkü kendimi bildim bileli hep bir şekilde yoğun bir hayatım vardı. Kendime sürekli yeni bir uğraş edinip tüm işleri planlamak ve rutinler oluşturmak zorunda kalırdım. Tabi eskiden bu kadar etkili planlamalar yapamıyordum. Daha çok günü kurtaran minik “check-list”ler hazırlıyordum en fazla. Ama iş hayatına atıldığım bu 7 yıldan beri planlama benim için giderek daha fazla önem kazanan bir şey haline geldi.

Peki “planlama yapmak neden önemli, neden planlamaya ihtiyaç duyuyorum?” bundan bahsedeyim biraz.

Birkaç yıl önce yüksel lisansı kazandığım yıl ilk işime de başladım. Yerel bir gazetede yazılan haberleri web siteye yüklüyor ve sonra bunları gazetenin sosyal medya hesaplarında paylaşıyordum. Bir süre sonra yazıyla aram çok iyi olduğu için haber ve ardından köşe yazısı da yazmaya başladım. İlk zamanlar her şey normal bir seyirde ilerliyordu. Yani bir şekilde yetiştiriyordum işleri ve dersleri. Ama bir süre sonra hem ödevler zorlamaya başladı hem de gazete yoğun bir döneme girdi. Dolayısıyla benim işlerimi aksatmamam, ödevlerimi yetiştirmem ve bu yoğunluğun arasında bir de iyi beslenmeye, kitap okumaya aynı zamanda sosyal aktivitelere de vakit ayırmam gerekiyordu. Kulağa biraz ütopik geliyor değil mi? Ama benim bunu yani “iş-okul-yaşam dengesi”ni bir şekilde halletmem gerekiyordu. Çünkü beni iş ve okul hayatımda üretken yapanın aynı zamanda sosyal aktiviteler ve bol bol okumak olduğuna inandım hep.

O yüzden ilk olarak “Benim tüm günümü hatta tüm haftamı planlamam gerekiyor” dedim. Ve ilk iş olarak bir ajanda aldım. Zaten ortalama bir ajanda, planlamadan hiç anlamasanız bile hayatınızı bir şekilde düzene sokabilmeniz için size yardımcı oluyor. Şöyle ki, mesela yoğun bir tempoda çalışıyorsunuz ve aynı zamanda okuyorsunuz ya da bir kursa,spora vs gidiyorsunuz. Ama birinin yorgunluğu ötekinin aksamasına ve bu da sizin kendinize küsmenize sebep oluyor, veriminiz düşüyor diyelim.

Bir ajanda alın ve şunları adım adım uygulayın:

  1. Yapmanız gereken her şeyi ajandanıza her şeyi not edin: Yapmanız gereken tüm işleri, toplantıları, randevuları ve hatta günlük aktivitelerinizi bile ajandanıza not edin. Böylece yapmanız gereken her şeyi unutmadan, zamanınızı daha etkili bir şekilde kullanabilirsiniz.
  2. Önceliklendirme yapın: Bu çok önemli! Ajandanıza not ettiğiniz işlerinizi önceliklendirin. Hangi işlerinizi öncelikli olarak yapmanız gerektiğini belirleyin ve bunları ajandanızda işaretleyin. Bu şekilde, öncelikli işlerinizi yaparken zamanınızı daha verimli kullanabilirsiniz.
  3. Planlama yapın: Her hafta veya her gün, yapmanız gereken işleri ve aktiviteleri planlayın. Böylece işlerinizi daha iyi organize edebilirsiniz. Planlama yaparken, zamanınızı dikkatli bir şekilde ayarlayın ve gerçekçi hedefler belirleyin.
  4. Düzenli olarak ajandanızı kontrol edin: Ajandanızdaki işlerinizi düzenli olarak kontrol edin. Hangi işleri tamamladınız, hangileri hala tamamlanmadı? Hangi toplantılarınız var, hangilerini iptal etmeniz gerekiyor? Bu şekilde, ajandanızdaki işleri daha iyi takip edebilirsiniz.
  5. Ajandanızı yanınızda taşıyın: Ajandanızı yanınızda taşıyın ve her zaman yanınızda bulundurun. Böylece herhangi bir yerde olursanız olun, yapmanız gereken işleri not edebilirsiniz.

Sonuç olarak, ajandanızı doğru bir şekilde kullanmak için önceliklerinizi belirleyin, düzenli olarak kontrol edin, planlama yapın ve ajandanızı yanınızda taşıyın. Bu ipuçları sayesinde ajandanızı daha etkili bir şekilde kullanarak zamanınızı daha iyi yönetebilirsiniz. Unutmayın, doğru planlama yapmak hayatınızın her alanında size fayda sağlayacaktır.

clear hour glass with brown frame

Etkili Uygulamalar

Bir de şunu eklemek istiyorum. Ajandanızı etkili bir şekilde kullanmak ve doğru bir planlama yapmak için şu 4 öneriyi de uygulayabilirsiniz. Bu dört öneri benim oldukça faydasını gördüğüm uygulamalardan oluşuyor:

  1. SMART Hedefleri Belirleyin: Planlama yaparken hedeflerinizi belirlemeniz önemlidir. SMART hedefleri belirlemek, hedeflerinizin ölçülebilir, ulaşılabilir, gerçekçi, zaman odaklı ve öncelikli olmasını sağlar.
  2. Günlük İş Listesi Oluşturun: Gününüzü daha verimli hale getirmek için günlük iş listesi oluşturabilirsiniz. Bu, gün içinde yapılması gereken görevleri ve önceliklerini belirlemeye yardımcı olur.
  3. Pomodoro Tekniğini Uygulayın: Pomodoro tekniği, çalışma sürenizi 25 dakikalık bloklara ayırmanızı ve her bloktan sonra kısa bir mola vermenizi önerir. Bu yöntem, odaklanmanızı arttırır ve zaman yönetimini geliştirir. Bununla alakalı Barış Özcan’ın harika bir videosu var. Ona da buradan göz atabilirsiniz.
  4. Eisenhower Matrisini Kullanın: Bu matris, görevlerinizi aciliyet ve önem ölçeğine göre sınıflandırmanıza yardımcı olur. Bu şekilde, öncelikli görevleri belirleyebilirsiniz.

Gelelim rutinlere…

Rutin nedir? Rutin, tekrarlanan ve düzenli olarak yapılan aktivitelerin oluşturduğu alışkanlıklar bütünüdür. Günlük yaşamımızda birçok rutinimiz vardır, mesela sabahları uyandığımızda ilk olarak dişlerimizi fırçalamak, su içmek ya da kahvaltı yapmak, işe gitmek gibi. Bu aktiviteleri tekrarladıkça alışkanlık haline gelir ve artık otomatik olarak yapar hale geliriz.

Peki gelişimimize katkıda bulunacak bir davranışı/etkinliği “rutin haline getirsek” çok güzel olmaz mı? Mesela uyanır uyanmaz kocaman bir bardak su içmek, biraz egzersiz yapmak ya da hedeflediğimiz bir şey için küçücük te olsa onun üzerine eğilmek.

Bu aralar tam da bu konu ile alakalı bir kitap okuyorum. “Atomik Alışkanlıklar”

Orada alışkanlıklar ile alakalı çok sevdiğim bir cümle var. Diyor ki yazar;

Başarı hayatta bir kez yaşanan dönüşümlerin değil günlük alışkanlıkların ürünüdür.”

Bu o kadar doğru ki… Çünkü genellikle ufak değişiklerin büyük farklar yaratacağına pek inanmayız. Halbuki bir günün, bir saatin, bir haftanın ya da bir ayın içini ne ile doldurursak, “zaman” onu ikiye katlar. O yüzden zamanı küçük rutinlerle doldurmak belli bir süre sonra fark edilir geri dönüşler ve faydalar sağlayacaktır.

Peki o rutini nasıl oluştururuz?

  • Öncelikle neyi-neden rutin haline getirmek istediğinizi belirleyin. Örneğin “Dil öğrenmek için her gün çalışacağım.” gibi.
  • Ardından kolay bir adım seçin. Dil öğrenmek için bir anda masanın başına geçip 1-2 saat ders çalışmak, bunu her gün yapacağımız için kolay olmayacak hatta bir süre sonra sıkacaktır. O yüzden bu süreyi 10-15 dk ya indirin.
  • İstikrarlı bir şekilde uygulayın: Seçtiğiniz adımı her gün aynı saatte uygulayın ve kendinize bir hatırlatıcı koyun. Bu, rutininizi istikrarlı bir şekilde uygulamanıza yardımcı olacaktır.
  • Değerlendirin ve ayarlayın: Belirlediğiniz rutini birkaç hafta boyunca uyguladıktan sonra, nasıl gittiğini değerlendirin. İyi gidiyorsa, hedefinize bir sonraki adımı ekleyin veya mevcut adımı arttırın. Eğer iyi gitmiyorsa, adımı biraz daha kolaylaştırabilirsiniz.
  • İlerlemenizi takip edin: Rutininizi izleyin ve ilerlemenizi takip edin. Bu, hedefinize ulaştığınızda kendinizi motive etmenize yardımcı olacaktır.

Peki bu rutinler ne işe yarayacak?

Uzun bir süredir sabahları erken uyanmayı, hemen bir bardak su içmeyi, bir gün öncesinden işlerimi ve derslerimi planlamayı, otobüste ya da tramvayda mutlaka birşeyler okumayı sahiden bir rutin haline getirmiş ve bunların faydasını hayatının her alanında hala görmek olan biri olarak rutinlerin faydalarını şöyle sıralayabilirim:

  • Disiplin ve düzen sağlıyor.
  • Verimliliğimi artırıyor.
  • Kendime güvenmemi sağlıyor.
  • Sağlığıma iyi geliyor.
  • Hedeflerime ulaşmama yardımcı oluyor.
  • Güvende hissettiriyor.
  • Asla öğrenemem dediğim birçok konuda ilerleme kaydetmemi sağlıyor.

Sonuç olarak tüm bu nedenlerden dolayı, etkili planlar yapmak ve rutinlerimizin olması hayatımızı daha kolay, daha disiplinli ve daha organize hale getirir. İş, yaşam ve okul dengemi sağlayabilmemdeki en önemli etkenleri sizlerle paylaştım. Umarım sizin de hayatınızı kolaylaştırır. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere, kendinize iyi bakın.

Sizi seviyorum!

Yazar

fatmaadmis@gmail.com
Selam, ben Fatma, Halkla İlişkiler ve Reklam bölümü doktora öğrencisiyim. Aynı zamanda kreatif bir tasarım ajansında Dijital PR Danışmanı ve İçerik Üretici olarak çalışıyorum. Blog dünyasındaki 9.yılım. Hep şuna inandım. Hepimiz dünyaya geldiğimizde aslında bir çemberin içine doğuyoruz. Ve büyüyüp yaş aldıkça, bir şeyleri anlamlandırmaya başlayınca o çemberin içinden dışarı taşmaya çalışıyoruz. Tabi bunu yaparken çeşitli zorluklarla karşılaşıyor, bazı yokuşlardan yukarı tırmanmaya çalışıyoruz. O esnada bazı insanlar zorlandığımızı görünce "gel, bir de bu yolu dene." diyorlar. Halbuki gösterdikleri yol onların yolu, bizim değil. O yüzden diyorum ki yokuşlarımız yalnızca bizi alakadar eder. Çünkü çemberimizden ancak bu şekilde taşabiliriz. Burada bana ilham veren kişilerin öykülerini, okuduğum kitapları, izlediğim film ya da belgeselleri yani beni çemberimden taşıran şeyleri paylaşıyorum. Eğer sen de ilhamını bulmak ve çemberinden dışarı taşmak istiyorsan bu öğrenme yolculuğunda bana eşlik edebilirsin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir