Günün Kendisi Öykü Olur Bazen

Selam ?

Bugün o kadar ilginç birşey oldu ki ! Hala durup durup, rüya mı gördüm acaba, diye düşünmeden edemiyorum.

Bugün yeniden 11yaşında bir çocuk oldum. Bugün annem elimden tuttu ve beni Can Kitapevi’ne bıraktı. O, faturasını yatırana kadar ben de kitabevinin ikinci katındaki, renkli minderlerin olduğu odaya çıktım. Bugün yine on bir yaşındaydım ve Özgür abiden güzel bir hikaye dinledim.

Bilenler hatırlar, bilmeyenler de öğrenmiş olsun. Bundan yıllar önce Can Kitabevi’nin çok güzel bir etkinliği vardı. Her cumartesi günü, saat 15:30 ve 17:00 arası  Özgür Özgülgün, Buket Dereoğlu ve İclal Aydın gibi ünlü oyuncular, sanatçılar gelir ve çocuklara kitap okurdu. Ben de o dönemde, bu güzel etkinlikten faydalanan nesildenim. Ve zaten kitapla yazıyla iç içe olmamın ve bu uğraşı bu kadar sevmemin sebebini de yine o döneme borçluyum.

Şimdi tekrar gelelim günümün ilginç başlama sebebine. Sabah saat sekizde uyandım. Sıcacık bir kahve yapıp en sevdiğim platformları tararken, paylaştığım bir fotoğrafa önce bir like, ardından da bir DM geldi! İşin ilginç kısmı ise DM’yi atan kişinin bana okumayı, kitapları, kitabevlerini sevdiren Özgür Özgülgün”ün olması. Nasıl bir şaşkınlık olduğunu anlatamam. Bir zamanlar kendisinden hikayeler dinleyen küçücük bir çocuk olduğumu ve onun sayesinde kitap okuma alışkanlıgı kazandığımı anlattım. Şaşırdı, sevindi ve belki de bir an zamanın ne kadar çabuk geçtiğini düşündü benim gibi. Kısa da olsa kendisiyle sohbet ettiğim için çok şanslı hissettim kendimi . Çünkü çocukluğumdaki gibi o kadar içten ve samimiydi ki … Bir an ‘ Keşke, keşke o güzel abiden bir hikaye daha dinlesem ve yeniden çocuk olup o günlerin tadını bir daha tatsam dedim.

Böyle işte sevgili okur… Uzun uzun anlatmak isterdim ama mutlu olunca ne konuşmayı ne de yazmayı becerebiliyorum.  Özetle, güne güzel, tatlı bir olayla başladım. Sesinden hikayeler dinlediğim adam, günümü çok güzel bir öyküye dönüştürdü. Hepsi bu… ?

 

 

 

 

 

Yazar

fatmaadmis@gmail.com
Selam, ben Fatma, Halkla İlişkiler ve Reklam bölümü doktora öğrencisiyim. Aynı zamanda kreatif bir tasarım ajansında Dijital PR Danışmanı ve İçerik Üretici olarak çalışıyorum. Blog dünyasındaki 9.yılım. Hep şuna inandım. Hepimiz dünyaya geldiğimizde aslında bir çemberin içine doğuyoruz. Ve büyüyüp yaş aldıkça, bir şeyleri anlamlandırmaya başlayınca o çemberin içinden dışarı taşmaya çalışıyoruz. Tabi bunu yaparken çeşitli zorluklarla karşılaşıyor, bazı yokuşlardan yukarı tırmanmaya çalışıyoruz. O esnada bazı insanlar zorlandığımızı görünce "gel, bir de bu yolu dene." diyorlar. Halbuki gösterdikleri yol onların yolu, bizim değil. O yüzden diyorum ki yokuşlarımız yalnızca bizi alakadar eder. Çünkü çemberimizden ancak bu şekilde taşabiliriz. Burada bana ilham veren kişilerin öykülerini, okuduğum kitapları, izlediğim film ya da belgeselleri yani beni çemberimden taşıran şeyleri paylaşıyorum. Eğer sen de ilhamını bulmak ve çemberinden dışarı taşmak istiyorsan bu öğrenme yolculuğunda bana eşlik edebilirsin.

Comments

18 Aralık 2016 at 07:25

“Bence siirin eskisi yenisi yoktur. Iyi siir, muhakkak ki insana bir sey ilave eder, bu sey bazen tez olur, bazen bizim manen daha genislememizi temin eden bir heyecan olur.”‘



Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir