HUZURSUZLUK

Merhaba

Ben Livaneli’yi ilk olarak, lise ikinci ikinci sınıftayken bir arkadaşımın ödünç verdiği ”Son Ada” kitabıyla tanıdım. Ve o günden beridir okuduğum hiç bir kitabından da pişmanlık duymadım. Her defasında, gerek kurgusu gerek konusuyla hem çok şaşırtıp yeni şeyler öğretti hem de dilini hiç bir zaman zorlaştırıp beni sıkmadı. Yani sade ve akıcı olduğu için, daima su gibi akıp gitti yazdıkları.

Tıpkı birkaç hafta evvel iki gecede bitirdiğim, ” Huzursuzluk” kitabı gibi…

Aslında bu kitabında tıpkı Son Ada’da ve Serenad’da olduğu gibi yine tarihsel konulardan bahsediyordu Livaneli. Tek farkı Huzursuzluk’ta işlediği konunun daha güncel olmasıydı. Genel hatlarıyla; Işid ve yaptığı zulümler, mülteci kamplarındaki insanların acı dolu hikâyeleri, Ezidiler, Orta Doğu’nun o kanlı yazgısı ele alınan konulardandı.

K A D İ M     K E N T     M A R D İ N

Burada ilk kahramanımız olan İbrahim, Mardin’de doğmuş, çocukluğunu da burada yaşamış fakat sonrasında eğitim için İstanbul’a gidip, orada gazeteci olarak hayatına devam eden bir karakterdir. Bir gün alıştığı gazetenin haftalık toplantılarından birinde bir “Üçüncü sayfa haberi”nden bahsedilir. Haberde, Mardin’deki çocukluk arkadaşı Hüseyin’in Amerika’da bir örgüt tarafından feci şekilde katledildiğini öğrenir. Ve olayın aslını astarını öğrenmek için kadim kent Mardin’e doğru yola koyulur. Burada bir yandan çocukluğundaki Mardin’i hatırlamaya çalışırken bir yandan da ölen Hüseyin’in, kız kardeşi, eski nişanlısı, başka bir ortak çocukluk arkadaşı, o arkadaşın babası, Süryani rahip Gabriel, Ezidî kadın Zilan, Ezidî şeyhi Seyda gibi isimlerle görüşerek bu katliamın arka perdesini aralamaya çalışır.

Yani başta da söylediğim gibi Huzursuzluk, çok güncel ve hassas konuları ele alan bir kitap. Mardin ve oradaki yaşayan Ezidiler, Suriye, ABD gibi çok farklı kültürleri ve Ortadoğu’da yaşanan gerçekleri çok çarpıcı bir şekilde anlatıyor. Mardin’de yaşayan ”Ezidiler” hakkında da bolca bilgi var. Gelenek ve görenekleri, inançları, Tavus Kuşu’na olan sonsuz inanç ve saygıları, mavi rengi ve maruldan korkmaları, inançlarından dolayı sürekli yadırgandıkları için kendilerine ”İnsanlık Ağacı’nın Kırılmış Dalı” demeleri …

Kitabın kahramanlarından Hüseyin’in Meleknaz’ı mülteci kampından kaçırışı ve sonrasında yaşadıkları, Nergis ile Zilan’ın çocuk yaşta köle pazarlarında alınıp satılmaları, Hüseyin’in aşırı İslamcı bir örgütün zulmünden kaçarken, Amerika’da İslam karşıtı bir örgütün eline düşmesi… Tüm bunlar kitabı okurken, okurun yüzüne tokat gibi vuruluyor. Fakat beni huzursuz eden şey, kitapta olay ile karakterlerin terazisinin farklılığıydı. Yani, olayın kendisi dehşet verici şekilde sunulurken ana karakterler yaşanan olaylara nazaran daha zayıftı. Mesela her defasında, Meleknaz ile Hüseyin’in arasındaki ilişkinin, adeta bela getiren bir aşk olduğundan bahsediliyor. Ama kitabın sonuna kadar ikisinin birbiriyle tek bir diyaloğunu göremiyorsunuz.

Kitapta Hüseyin’in çocukluk arkadaşı olan İbrahim de, derinine inilmeyen karakterlerdendi. Ve özellikle İbrahim’in eski eşi hakkında bilgi verilirken; plazada çalışan, kendi parasını kazanan, hatta sırf bu yüzden aşırı özgüvenli ve şımarık bir metropol kadını olarak lanse edilmesi biraz rahatsız ediciydi.

Ayrıca, Mardin hakkında verdiği bilgilerin bir kısmını kulaktan dolmaymış gibi hissettim. Mesela kitabın bir yerinde Süryani şaraplarının alenen satılmadığını, kuyumcularda el altından verildiği söyleniyor. Bundan çok emin değilim. Çünkü sadece internetten bile kısa bir araştırmayla Süryani şaraplarının Mardin’de adeta bir sektöre dönüştüğünü görebilirsiniz.

Kitap hala çok yeni sayılır aslında. Bu yüzden hala okumayanlar vardır diye daha fazla detaya inemiyorum. Akıcılığına kesinlikle laf yok, konu bütünlüğü ve ifadeleri gayet güzel. Sadece güncele uygun olsun diye biraz zorlama olmuş gibi hissettim. Ve en başta da söylediğim gibi, Livaneli benim için çok değerli ve özel bir yazar. Özellikle gündemdeki konuları edebi bir esere dönüştürüp farkındalık yaratması ve entelektüel bir bilgi birikimine sahip olmasına rağmen olayları daima en yalın haliyle anlatması, onu daha da değerli kılıyor. Ben sadece; kalemini çok sevdiğim Livaneli’nin, Serenad,  Kardeşimin Hikâyesi, Son Ada ve daha bir çok kitabını okumuş bir okur olarak, Huzursuzluk ‘ta dikkatimi çekenleri paylaşmak istedim.

Şimdiden herkese keyifli okumalar …

 

More from tastimcemberimden

Ve Tanrı Siri’yi Yarattı

Selam! Bu hep ertelediğim bir posttu. Ama o zaman yazsaydım eğer klişe...
Read More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

three × five =