Çizgili Pijamalı Çocuk

– Senin adın neydi?

– Bruno, dedi.

– Bu adı hiç duymadım, dedi Shmuel.

– Ben de senin adını daha önce duymadım, dedi Bruno. ” Shmuel” diye tekrarladı. Söylerken çıkan ses hoşuma gitti. ‘ Kulağa,rüzgar esintisi gibi geliyor. ‘

– Bruno, dedi Shmuel, başını mutlu bir şekilde sallayarak, ” Evet, sanırım ben de senin adını sevdim. Isınmak için kollarını ovuşturan birinin sesi gibi geliyor.

Bu diyalog yaşları henüz dokuz olan, biri Yahudi bir Alman iki çocuğun, aralarındaki tel örgüye aldırmaksızın yaptığı ufak bir sohbet.

 

Tıpkı Şeker Portakalı’daki Zeze gibi keşif yapmayı seven, babası bir Alman kumandan olan iyi yürekli dokuz yaşındaki Bruno, bir sabah babasının görevinden dolayı, trabzanlarından zevkle kaydığı evinden ayrılmak zorunda kalır. Yeni evini, sokakta hiç çocuk olmadığından, bir türlü sevemeyen Bruno, birgün odasının penceresinden bakarken, uzakta tel örgülerin ardında bir sürü insanın olduğunu görür. Ve keşif yapmayı sevdiği için hemen dışarı çıkar ve tel örgülerin olduğu yere doğru gider. Ve orada tel örgülerin ardında çizgili pijama giymiş kendisiyle aynı yaştaki Yahudi Shmuel  tanışıp arkadaş olurlar. Ama Yahudi ya da Alman olmak, dokuz yaşındaki iki çocuk için neyi ifade eder ki ? Peki ya büyüklerin gerçekleri ?

Yazar

fatmaadmis@gmail.com
Selam, ben Fatma, Halkla İlişkiler ve Reklam bölümü doktora öğrencisiyim. Aynı zamanda kreatif bir tasarım ajansında Dijital PR Danışmanı ve İçerik Üretici olarak çalışıyorum. Blog dünyasındaki 9.yılım. Hep şuna inandım. Hepimiz dünyaya geldiğimizde aslında bir çemberin içine doğuyoruz. Ve büyüyüp yaş aldıkça, bir şeyleri anlamlandırmaya başlayınca o çemberin içinden dışarı taşmaya çalışıyoruz. Tabi bunu yaparken çeşitli zorluklarla karşılaşıyor, bazı yokuşlardan yukarı tırmanmaya çalışıyoruz. O esnada bazı insanlar zorlandığımızı görünce "gel, bir de bu yolu dene." diyorlar. Halbuki gösterdikleri yol onların yolu, bizim değil. O yüzden diyorum ki yokuşlarımız yalnızca bizi alakadar eder. Çünkü çemberimizden ancak bu şekilde taşabiliriz. Burada bana ilham veren kişilerin öykülerini, okuduğum kitapları, izlediğim film ya da belgeselleri yani beni çemberimden taşıran şeyleri paylaşıyorum. Eğer sen de ilhamını bulmak ve çemberinden dışarı taşmak istiyorsan bu öğrenme yolculuğunda bana eşlik edebilirsin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bugün Başlasalardı

19 Aralık 2014