Uyu Muharrem’im

Güneşli bir sabaha üşüyerek uyandım  bugün,

Seni andım çocuk, yokluğunu andım.
Çuvala sarılı ufacık bedenini düşündüm.
Üşüdüm çocuk.
Ve bir ninni okudum sana.
Kırık dökük, sonuna nokta koyamadığım,
yüklemsiz cümlelerimle.
Duydun mu ?
İyisi mi uyu sen.
Uyu…
Uyu ki, canın daha fazla yanmasın,
ben sararım ellerini
yeter ki üşümesin yüreğin
Sen uyu…
Hem belki turnalar girer rüyana.
Tutar ellerinden götürür seni,
düzeni ucuz olmayan sıcacık bir dünyaya.

Yazar

fatmaadmis@gmail.com
Selam, ben Fatma, Halkla İlişkiler ve Reklam bölümü doktora öğrencisiyim. Aynı zamanda kreatif bir tasarım ajansında Dijital PR Danışmanı ve İçerik Üretici olarak çalışıyorum. Blog dünyasındaki 9.yılım. Hep şuna inandım. Hepimiz dünyaya geldiğimizde aslında bir çemberin içine doğuyoruz. Ve büyüyüp yaş aldıkça, bir şeyleri anlamlandırmaya başlayınca o çemberin içinden dışarı taşmaya çalışıyoruz. Tabi bunu yaparken çeşitli zorluklarla karşılaşıyor, bazı yokuşlardan yukarı tırmanmaya çalışıyoruz. O esnada bazı insanlar zorlandığımızı görünce "gel, bir de bu yolu dene." diyorlar. Halbuki gösterdikleri yol onların yolu, bizim değil. O yüzden diyorum ki yokuşlarımız yalnızca bizi alakadar eder. Çünkü çemberimizden ancak bu şekilde taşabiliriz. Burada bana ilham veren kişilerin öykülerini, okuduğum kitapları, izlediğim film ya da belgeselleri yani beni çemberimden taşıran şeyleri paylaşıyorum. Eğer sen de ilhamını bulmak ve çemberinden dışarı taşmak istiyorsan bu öğrenme yolculuğunda bana eşlik edebilirsin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir