Kays’ın Leyl’i

tumblr_lqff46cnxa1qfskk8o1_500

Gençlerden bir çocuk dedi ki: “Bilge dede, sen bize aşkın ne olduğunu anlat”

O da dedi ki: “Aşk; ezeli tanışıklıktır doğmadan önce başlamıştır, Bezm-i Elest’te(ruhlar meclisinde) tanışan ruhların birbirini yer yüzünde arama macerasına aşk denir. Yani; birbirine seni bulacağım diye ahdeden, peymanda bulunan, ikrarında duran kişilerin yeryüzünde birbirini aramasını aşk diye adlandırmak lazım. İlk aşk nedir? İlk aşk işte budur!”

Dediler ki: “Dede bunu biraz yeryüzüne indir biz seni anlayalım”

O zaman dedi anlatayım size:

“Çöl; bir aşklar diyarıdır. Çölde aşklar rüzgarın kumları savurması gibi savrulmaz. Rüzgar daha derinlere iterek onu yeşermesini sağlar. İşte Mecnun ile Leyla’nın hikayesi de böyle başlar. Mecnun’un ruhu ile Leyla’nın ruhu Bezm-i Elest’te buluştular ve birbirlerine söz verdiler. Dediler ki: Biz yeryüzüne indiğimizde birbirimizi arayıp bulacağız. Ve Mecnun’un ruhu, Leyla’nın ruhundan bir kaç gün önce yeryüzüne indi ve Leyla’yı beklemeye başladı. Ve o sırada çöl ile konuşmaya başladı. Dedi ki:

“Ey çöl!
Hafızanı tazele, eski aşklarını hatırla!
Burdan geçen muzaffer yiğitleri ve aşk yolunda kellesini buralara bırakmış kahramanları ve kervanların arkasından sevdiği insanın ülkesine gitmek için serini burada terk edenleri bize yeniden hatırlat!
Kumlarını düzelt, Sularını çek, böceklerini sustur!
Çünkü birazdan semavi bir müjde gibi sana Leyla inecek”

Ravıyan-ı ahbar, yani bu hikayeyi rivayet edenler derler ki, bir gün sonra Mecnun’un ruhunun çağrısı üzerine yeryüzüne indi Leyla denen o ece, o güzellik kraliçesi. Ve Mecnun doğduğunda adına Kays dediler, ve sonra onun çağırmasıyla gelen güzele LEYLi(Leyla) adını verdiler. Ve bu hikaye böylece başlamış oldu.

Yazar

fatmaadmis@gmail.com
Selam, ben Fatma, Halkla İlişkiler ve Reklam bölümü doktora öğrencisiyim. Aynı zamanda kreatif bir tasarım ajansında Dijital PR Danışmanı ve İçerik Üretici olarak çalışıyorum. Blog dünyasındaki 9.yılım. Hep şuna inandım. Hepimiz dünyaya geldiğimizde aslında bir çemberin içine doğuyoruz. Ve büyüyüp yaş aldıkça, bir şeyleri anlamlandırmaya başlayınca o çemberin içinden dışarı taşmaya çalışıyoruz. Tabi bunu yaparken çeşitli zorluklarla karşılaşıyor, bazı yokuşlardan yukarı tırmanmaya çalışıyoruz. O esnada bazı insanlar zorlandığımızı görünce "gel, bir de bu yolu dene." diyorlar. Halbuki gösterdikleri yol onların yolu, bizim değil. O yüzden diyorum ki yokuşlarımız yalnızca bizi alakadar eder. Çünkü çemberimizden ancak bu şekilde taşabiliriz. Burada bana ilham veren kişilerin öykülerini, okuduğum kitapları, izlediğim film ya da belgeselleri yani beni çemberimden taşıran şeyleri paylaşıyorum. Eğer sen de ilhamını bulmak ve çemberinden dışarı taşmak istiyorsan bu öğrenme yolculuğunda bana eşlik edebilirsin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir