Bir Uğraşı Mesleğe Çevirmek Üzerine

Erciyes Film Festivali’ndeyiz. Uzun Hikaye filminin başlamasına bir saat var. Film için gelenler, önlerden yer kapabilmek ya da en azından  oturarak izleyebilmek için salonun girişinde, titreye titreye bekliyor. Titreyerek diyorum, çünkü Erciyes Dağı ağarmış başıyla uzaktan sinsice sırıtıyor.

Biz de fakültenin uygulama birimi olan Dükkan’da ( Halkla İlişkiler ve Tanıtım Atölyesi) çalışan üç arkadaş, işe ara verip biraz nefes alabilmek için dışarı çıkıp kalabalığa karışıyoruz. Çaykur sponsorluğunda , avuçlarımızı ısıta ısıta içtiğimiz çaylarımızla hayat nasıl güzel, sade ve hafif. (Pollianna tesellisi ! )

Derken bedava dağıtılan çay kuyruğundan henüz ayrılmış bir arkadaşla muhabbette buluyoruz kendimizi. Gündelik işler, telaşlar, sıkıntılar ve geleceğe dair planlardan bahsederken;  sevilen bir uğraşı mesleğe döndürmekle alakalı bir konuya dalıyoruz. 

Arkadaş resimle ilgileniyormuş. Haliyle kendini geliştirmek için de Güzel Sanat Fakültesini tercih etmiş. Fakat bir gün söz yerindeyse kalem bile oynatamamış. Çizemiyor, bunalıma giriyor ve bunun sebebini düşünüp duruyormuş. ” Ve sonunda bulmuş tabi. Bu tıkanmanın sebebini sanki o anı yeniden yaşıyor gibi şöyle açıklıyor;  Sonra farkettim ki önceden yani fakülteye gelmeden evvel kimse bana şunu çiz, bunun üzerinde iyi çalış”demezdi. Ben sevinir, bazen üzülür ama daima hisseder ve çizerdim.

Kalem tutan ellerinin kalbinden çıktığını düşündüm o an nedense. Sonra da hem bu sebepten hem de ilgi alanlarının değişmesinden dolayı Güzel Sanatlar’ı bırakmış. Sonra da Radyo Televizyon ve Sinema Bölümünü okumaya karar vermiş. 

“Anladım ki resim yapmayı seviyordum. Fakat bunu mesleğe dönüştürmeyi ve birinin kalemimin ucunu kendi kurallarıyla açması fikrini kabullenemiyordum.Yani şimdi RTS okuyorum hem de severek ve kendimden birşeyler ekleyerek. Kurallar da olacak mutlaka. Ama sürekli bir dış müdahele olmamalı. “

Arkadaş ince bir çizgiden bahsediyordu esasında. Sevdiğin bir uğraş ve onu sadece rahatlamak istediğin zamanları bırakıp sürekli tekrarlamak, ondan cebine harçlık koymaya çalışmak. Ve yahut da bir başkasının böyle daha iyi olacak diyerek parmağını sokması. En önemlisi de bunun farkına varabilmesi. 

Peki ben ne kadar farkındaydım? Yolunda olmayan birşeyim var mıydı acaba? Benim de yanıldığım ve üstelik farkında olmadığım birşey ?  Neyse diyorum. Varsa da ” Benim hatam, benim hünerim aynı zamanda.” diyorum ve afilli bir avutuşla kendimi fakülteye doğru geri yolluyorum. 

More from tastimcemberimden

BENLİK, PERİ MASALLARI VE KORKUNUN BLÖFÜ

Merhaba! Hepimizin hayatı, mutluluğu ve hevesleri çoğu zaman bir yerde, birileri tarafından...
Read More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

20 − 11 =